YAŞLILARDA SAĞLIKLI BESLENME

YAŞLILARDA SAĞLIKLI BESLENME

Dünya Sağlık Örgütü’nün yeni sınıflandırmasına göre 66-79 yaşları arasındaki bireyler orta yaş, 80-99 yaşları arasındaki bireyler ise yaşlı olarak sınıflandırılmaktadır. Yaşlılık yaşamın en değerli ve en özel dönemlerinden biridir. Beslenme yaşamın her çağında olduğu gibi yaşlılıkta da özel bir yere sahip olmalıdır. Hareketin azalması, unutkanlık ve hastalıkların artması bu dönemde beslenmenin önemini iyice arttırmaktadır. Bu süreçte yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra hem vücudun gereksinimleri karşılamak, hem de diyabet, kalp hastalıkları, kemik erimesi, tansiyon gibi kronik hastalıklara karşı savaşta oldukça önemlidir.

                Günümüzde ülkemizde yaşayan yaşlılar arasında beslenme ve ağırlık bakımından çok fazla farklılık vardır. Kimi yaşlılarda diş ve iştah kayıpları, yetersiz beslenme, sindirim sistemindeki bozukluklardan dolayı kilo kaybı yaşanırken, bir kısmında da hareketsizlik ve fazla beslenmeye bağlı olarak obezite görülmektedir.  Hem yaşlılarımız hem de yaşlılara bakım sağlayan kişiler bu konuda dikkatli olmalıdır.

                YAŞLILARIN BESLENME VE AĞIRLIK BAKIMINDAN KENDİLERİNİ DEĞERLENDİRİLMELERİ İÇİN ÖNERİLER:

  • Son zamanlarda iştahınız azaldı ve buna bağlı olarak kilo kaybı yaşadınız mı?
  • Son zamanlarda hareketiniz azaldı mı, sık acıkıp, sık sık besleniyor musunuz?
  • Yaptırdığınız tetkiklerde doktorunuz yükseklikler/düşüklükler fark edip, sizi bir diyetisyene yönlendirdi mi?
  • Özel bir diyet yapmanızı gerektiren bir sağlık probleminiz var mı?
  • Sindirim problemleri yaşıyor musunuz? (sık kabızlık, ishal gibi)
  •  Cilt problemleri, tırnak kırılmaları, unutkanlığın normalden fazla artması, yorgunluk gibi problemleriniz var mı?

Eğer kişinin bu sorularından bir kaçına bile cevabı evet ise dengesiz beslenmesi söz konusu olabilir. Bu konuda bir uzmandan yardım alınmalıdır.

 

                               YAŞLILAR İÇİN GENEL BESLENME ÖNERİLERİ

  • BAŞLANGIÇ OLARAK ALKOL VE SİGARA KULLANIMI VARSA KESİNLİKLE BIRAKILMALIDIR: kalp damar problemleri yaşla birlikte artmaktadır. Alkol ve sigara her yaş için tehditkar olduğu gibi bu yaşta etkisini arttırmaktadır.

 

  •  BESİN ÇEŞİTLİLİĞİ SAĞLANMALIDIR: Besin çeşitliliğini sağlamada her öğünde, süt ve süt ürünleri, et ve benzeri besinler (et, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlar), taze sebze ve meyveler, ekmek ve tahıl (pirinç, bulgur, makarna...) grubundaki besinler birlikte yaşlı bireyin gereksinmesine uygun miktarlarda tüketilmelidir. Besin çeşitliliğinin sağlanması ile elzem besin ögelerinin (karbonhidrat, protein, yağlar, vitaminler, mineraller, posa ve su) vücuda alınmasının yanında aşırı yağ ve tuz tüketimi de azaltılmış olur.

 

  • GÜNDE EN AZ ÜÇ ÖĞÜN BESLENİLMELİDİR: Yaşlılarda öğün atlanması yetersiz beslenmenin bir göstergesidir. Sağlıklı beslenmede ana öğünlerin atlanılmaması kadar öğünde tüketilecek besinlerin seçimine de dikkat edilmelidir. Enerji içeriği yüksek besinler yerine protein, vitamin ve minerallerden zengin besinler tercih edilmelidir. Yaşlılarda sindirimi kolaylaştırmak için az miktarlarda sık beslenilmesi ve yemeklerin iyi çiğnenmesi yararlıdır. Özellikle diyabetli yaşlılar için ara öğünlü beslenme programları düzenlenmelidir.

 

  • İDEAL VÜCUT AĞIRLIĞI VE KAS GÜCÜ KORUNMALIDIR: yaş almayla birlikte vücutta yağ kitlesi artıp, hareket azlığına bağlı olarak kas kitlesinde azalma olur. Ancak vücut direncini sağlayan kastır ve kaybında yorgunluk kemik, eklem rahatsızlıklarına yakalanma artabilir. Yaşlıda vücut kas kütlesinin korunmasında her öğünde yeterli miktarda ve kaliteli protein alımı sağlanmalıdır. Az yağlı süt ve süt ürünleri, etler-tavuk-balık, yumurta ve kurubaklagiller iyi kaliteli protein kaynaklarıdır. Yaşlılarda istem dışı ağırlık kaybı ve kazanımına dikkat edilmesi gereklidir. Rutin aralıklarla vücut ağırlığı izlenmelidir. Son altı aylık zaman diliminde 4.5-5 kg istem dışı ağırlık kaybı veya kazanımı kötü beslenmenin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Şişmanlık sorunu ve istem dışı ağırlık kaybı olan yaşlıların mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir.

 

  • EKMEK VE DİĞER TAHILLAR YETERLİ MİKTARDA TÜKETİLMELİDİR: Ekmek, pirinç, makarna, bulgur ve unla yapılan besinler karbonhidratların zengin kaynağıdır. Tahıllar genellikle düşük yağlı olup, kolesterol içermez. Tam tahıl ürünleri, B grubu vitaminler, E vitamini, özellikle demir, çinko, magnezyum ve fosfor olmak üzere birçok minerali yapılarında bulundururlar. Ayrıca posa sağlarlar. Bu nedenle tam tahıllar ve kepekli ürünlerin; şişmanlık, şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve kabızlığın önlenmesinde rolü vardır.

 

  • DOYMUŞ YAĞ TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR: Diyetle tereyağı ve kuyruk yağı gibi doymuş hayvansal yağların tüketiminin artması, kan kolesterol düzeyinin artmasına neden olur. Yüksek kan kolesterolü, kalp-damar hastalıkları için risk faktörüdür. Et, tavuk, süt ve peynir çok tüketildiğinde yağ alımı artar. Balık omega-3 yağ asitleri içeriği nedeniyle, yaşlılar tarafında haftada en az iki kez yenilmelidir. Bu yağ asitlerinin görme, bilişsel fonksiyon, kemik-eklem hastalıkları, kan lipidleri üzerine olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir.

 

  • SU VE DİĞER SIVILAR YETERLİ MİKTARDA TÜKETİLMELİDİR: Yaşlılıkta susama duyusunun azalması nedeniyle sıvıların yeterince tüketilmemesi, dehidrasyona neden olabilmektedir. Sık idrara çıkma ve vücutta daha az sıvı tutulması sonucunda, toplam vücut suyu azalır. Yaşlılar için günde en az 2000 mL sıvı tüketmelidir. Gereksinmeyi karşılamak için günde 8-10 su bardağı su tüketilmesi gereklidir. Yaşlı bireyler susamasalar bile belirli aralıklarla su içmeleri sağlanmalıdır. Yeterli su veya sıvının tüketilmesi; normal böbrek fonksiyonlarının sürdürülmesi, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek taşları ve kabızlığın önlenmesi açısından gereklidir. Süt, ayran ve çorbalar yaşlılar için uygun sıvı kaynaklarıdır ve aynı zamanda diğer besin ögelerini de içerirler. Yaşlı bireylerin sıvı alımında ve kalsiyum gereksinmesini karşılamada süt iyi bir içecektir.  Yaşlılarda ayran iyi bir içecek seçeneğidir.

 

  • TUZ VE SODYUM TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR: Aşırı tuz tüketimi; hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve idrarda kalsiyum atımında artış nedeniyle osteoporoza neden olabilir. Tuzun bileşimindeki sodyum, doğal olarak besinlerin yapısında da bulunur. Hayvansal kaynaklı yiyeceklerdeki sodyum, bitkisel kaynaklı olanlardan daha fazladır. Bazı besinlerin işlenmesi sırasında da tuz kullanılmaktadır. Yaşlı beslenmesinde tuz tüketimi azaltılmalı, az tuzlu besinler tercih edilmelidir. Sofrada yemeklere tuz eklemesi yapılmamalıdır. Az tuzlu ve tuzsuz pişirilen yemeklere çeşitli baharatların eklenmesi, lezzeti artıracağından tüketimi kolaylaştırır.

 

 

  • ŞEKER TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR:  Yaşlı beslenmesinde ilave şeker (basit şeker) tüketimi azaltılmalıdır. Basit şekerlerin (çay şekeri, reçel, bal vb.) yerine kompleks karbonhidratlardan (tahıllar, kurubaklagiller, vb.) zengin besinler tercih edilmelidir. Basit şekerlerin fazla tü ketilmesi, serum trigliserit ve kötü huylu olan (LDL) kolesterol düzeylerinde artışa neden olabilmektedir. Basit şekerler sadece enerji sağlarken, kompleks karbonhidratları içeren besinler ile enerjinin yanı sıra vücut çalışması için gerekli olan protein, vitamin, mineraller ve posa sağlanmış olur.

 

 

  • FİZİKSEL AKTİVİTE ARTTIRILMALIDIR: Fiziksel aktiviteyi artırmak için her gün veya en azından haftada bir kaç gün 30 dakika, orta düzeyde aktivite yapılması önerilmektedir. Düzenli fiziksel aktivite, ideal vücut ağırlığının korunmasının yanı sıra kalp-damar sağlığının sürdürülmesine yardım eder. Kan basıncı, kolesterolü ve şekerinin düzenlenmesinde etkilidir. Ayrıca uykuyu düzenler, sindirim ve iştahı artırır. Aktif olmak yaşlının kendisini her yönden iyi hissetmesini sağlar.

Yorumlar